Hazırlayan: Ahmed Abdurrahman Halife

Trump yönetimi ve Türkiye’deki başkanlık rejimi ekseninde Türkiye-ABD ilişkileri, uluslararası ve bölgesel değişikliklerle bağlantılı yeni bir döneme girmiştir. Bu noktada Doğu Akdeniz bölgesi, taraflar arasındaki ikili ilişkilerin incelenip değerlendirilebileceği temel stratejik sahalardan biri olarak kabul edilmektedir.

Her iki ülkenin lider kadroları; bölgesel dinamiklere, mevcut çıkarlarına ve çok boyutlu sorunlara yönelik kendi siyasi perspektiflerini ortaya koymuş, Doğu Akdeniz meselelerindeki bu perspektifler ekseninde etkileşimde bulunmuştur. Söz konusu sorunların ‘örtüşen ve ayrışan çok katmanlı oyunlar’ biçiminde iç ve dış politikayı birbirine bağlayarak ne denli girift bir etkileşim oluşturduğunu gözler önüne seren çalışma, Türk-Amerikan ilişkilerini açıklayan kuramsal bir çerçeve olarak ‘saldırgan realizm’ teorisinin yanı sıra ‘statü rekabeti’ yaklaşımını da bir teori olarak önermiştir.

Doğu Akdeniz eksenindeki Türk-Amerikan etkileşimi, aslında kendi içinde tarafların statü rekabetini ve bölgesel hegemonya arayışlarını barındırmaktadır. Nitekim bu denklemde Türk dış politikasının yönelimi örtük hegemonyadan fiili hegemonyaya dönüşme çabası şeklinde ortaya çıkarken ABD ise statükoyu koruma arayışındaydı. Bu doğrultuda sorumluluğu devretme stratejisini uygulayarak yükü müttefiklerine yükleyen ABD, oldukça karmaşık olarak gördüğü bu coğrafyadaki askeri-siyasi varlık maliyetini minimuma indirecek bir siyaset yürütmek adına güncel bölgesel krizlerden faydalanmaktaydı.

Bu araştırma kapsamında, Türkiye ve ABD’nin bölgedeki politikaları arasındaki bağlantının boyutu incelenmektedir. Nitekim ABD’nin bölgedeki nüfuz alanından her bir geri adımı, Türkiye’nin bölgesel müdahale düzeyini derinleştirip dönüştürmüştür. Ayrıca söz konusu bölgeyi Orta Doğu’da hegemonya kurma ve mevcut uluslararası düzeni çok kutupluluğa dönüştürme stratejisinin ana kapısı olarak gören Türkiye’nin bölgesel rolüne ivme kazandırmıştır.

Çalışmayı indirin