| ISBN |
|---|
| 979-8-9894743-7-0 |
| Yazar |
| Alain de Benoist |
| Çeviri |
| Fadi Hanna |
| Giriş |
| Eric Mulan |
| Baskı |
| 1. Basım, 2025 |
| Dil |
| Arapça |
| Ana Kategori |
| Kanun |
| Alt Kategori |
| Hukuk Felsefesi, Siyaset Felsefesi |
Eser hakkında:
Bu eser, Fransız siyaset felsefecisi Alain de Benoist tarafından sunulan, insan hakları ideolojisinin felsefi temellerine yönelik cesur bir eleştiri niteliğindedir. Yazar, geleneksel bakış açıları ile siyasi solun ilham verdiği tezleri harmanlayan yeni sağ akımın fikirlerinden yola çıkmaktadır. Benoist, eleştirilerinde Martin Heidegger, Friedrich Nietzsche ve Oswald Spengler’in izlerinin yanı sıra; sol kesimden Antonio Gramsci ve sağ kesimden Carl Schmitt gibi her iki siyasi kanattan geniş bir düşünür yelpazesine dikkat çekmektedir.
Fransız solu ve postmodernist akımda ortaya çıkan felsefi ve eleştirel düşüncelerden aldığı etkiyi yansıtan eser, geleneksel siyasi kalıpları aşan çok boyutlu felsefi bir vizyon sunmaktadır. Bu düşünsel sentez aracılığıyla insan hakları kavramını ideolojik bir çerçeve olarak ele alan Benoist, çeşitli toplumsal ve kültürel bağlamlarda bu kavramın karşılaştığı zorluklara ışık tutmakta, onu tüm kültürlere tek tip model olarak dayatmaya çalışan evrenselci eğilimi ise eleştirmektedir.
Genelde yeni sağın entelektüel ve felsefi kaynaklarını, özelde ise Benoist’nın düşüncesini ele alan bir girişe sahip bu eser, dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazar, hukukun ilerleyişi ve bireycilik akımının ortaya çıkışı bağlamında insan haklarının gelişimini ele almaktadır. İkinci bölümde ise haklar ideolojisinin felsefi temellerindeki çöküşü ele alan yazar, bu ideolojinin çelişkilerine ve insan doğası kavramında teorik bir uzlaşmaya varılamamasına odaklanmaktadır. Üçüncü bölümde insan hakları ile kültürel çeşitlilik arasındaki ilişkiye değinen yazar, insan hakları kavramının Batılı niteliğini ve sözde evrenselliği ile kültürel çoğulculuk arasındaki çelişkiyi ortaya koymaya çalışmakta, bu kavramın küresel ölçekte uygulanmasını engelleyen zorlukları vurgulamaktadır. Dördüncü bölüm, haklar ideolojisi eleştirisinin ışığında siyaset, özgürlük ve demokrasi arasındaki ilişkiyi incelemekte; bu ideolojinin siyaset ve demokrasi kavramlarıyla çeliştiğini gözler önüne sermektedir. Bunun demokrasinin siyasi bir doktrin, insan haklarının ise ahlaki bir doktrin olmasından kaynaklandığını belirten Benoist, “Bu ikisi doğal bir biçimde kesişmezler” ifadelerini kullanmaktadır.








Yorum Yap